11 11 2013

Aileler Dikkate Almanız Gerekiyor..

İnternetin Tehlikelerinden Çocuklarımızı Nasıl Koruruz? Merhabalar birkaç dakikanızı alarak hepimiz için çok önem arzeden bir konuya değinmek istiyoruz..  Çağımızda bilgisayar ve internetin kullanımının tartışılamaz bir ihtiyaç haline geldiğini artık hepimiz biliyoruz ancak özellikle son aylarda uygunsuz içerikli müstehcenlik,terör,aşırı şiddet,sapıklık içeren sitelerin ne yazık ki ülkemizde belirgin bir şekilde artış göstermesiyle birlikte eğer aileler tarafından önlem alınmazsa, amaç dışı ve aşırı düzeyde internet kullanımı,çocuklarımızın çok erken yaşlarda psikolojik ve sosyal yaşantılarına zarar verecek...  Öte yandan iş yaşantımızda ise , çalışanların işle ilgili çalışmalarda bulunmak yerine , interneti gereksiz işlerle ve aşırı kullanmaları sebebiyle öncelikle kendi kurumumuz sonra da ülkemiz ekonomisi açısından önemli düzeyde işgücü verimi düşüşü yaşanmasına sebep olabiliyor..  İşte bu ve bunun gibi sebeplerden ötürü size , eviniz ve işyerinizde önlem almanızı tavsiye ediyoruz.. Bunun onlemi internet filtre programları. Kurulum ve ve kullanımı gayet kolay olan bu programları edinmek gayet kolay ve ekonomik.. Neredeyse bir kitap fiyatında olan filtreleme programları uygunsuz içerik ve istenmeyen programların sağlanması anlamında kesin çözüm sağlar. Çocuklarımız kurumlarımız ve ülkemiz geleceği için gereken hassasiyeti gösterip , gereken önlemleri hemen alalım.  Kısa ama önemli olan bu mesajı okuduğunuz , bu değerli vaktinizi bu hassas konuya ayırdığınız için çok teşekkür ederiz.    Kaynak: Erdem AKÇIL SoSo Yazılım Egitim Danismanlik ... Devamı

10 11 2013

10 KASIM SAYGI MİNNET VE RAHMETLE ANIYORUZ..

10 KASIM SAYGI MİNNET VE RAHMETLE ANIYORUZ.. |  görsel 1

Aramızdan Ayrılışının 75.yılında fikirlerini yaşatmak isteyenler ile hayatta olmadığı halde Unutturulmaya çalışılan tek insan Bir ölüm ancak bu kadar ölümsüz olabilirdi.. Büyük ölülere matem gerekmez, fikirlerine bağlılık gerekir. Rahat uyu ATAM... !!! Saygı ve Minnetle Anıyoruz.. Devamı

15 01 2013

KÜÇÜK İZCİYİ TANIDINIZ MI

KÜÇÜK İZCİYİ TANIDINIZ MI |  görsel 1
KÜÇÜK İZCİYİ TANIDINIZ MI |  görsel 2

KUTLAMA TÖRENLERİNİN EN RENKLİ  GÖRÜNTÜSÜ  Devamı

22 11 2009

OKULUMUZDAN

OKULUMUZDAN  |  görsel 1

ÖĞRETMENİMİZE EMEKLİLİK HAYATINDA  SAĞLIKLI BİR YAŞAM DİLİYORUZ....5/B SINIFI SİZİ HİÇ UNUTMAYACAKTIR..    SİZİN GÖSTERDİĞİNİZ HEDEFLE ORTA ÖĞRETİMİ BİTRİP YOLUMUZA DEVAM ETMEKTEYİZ SİZ İN BİZE GÖSTERDİĞİNİZ YOL GERÇEKTEN DOĞRU YOLDU   O GÜNDEN HEDEF BELİRLEYEN ARKADAŞLARDAN  3 'Ü FEN LİSESİNDE   3 'Ü ÖĞRETMEN LİSESİNDE   DİĞERLERİ ANADOLU LİSELERİNDE  EMEĞİNİZİ HİÇ UNUTMADIK Devamı

21 11 2009

Sağlıklı Yaşamanın Püf Noktaları

S A Ğ L I K L I   YAŞAMANIN PÜF NOKTALARI   MÜKEMMEL BİR GÜN GEÇİRMEK İÇİN     DOĞRU HAREKET YANLIŞ HAREKET YATAKTANKALKARKEN Yavaş hareket edip, kasları harekete geçirmek. Pencereyi açmak. Hızla hareket kas tutulması yapar. Uyanınca yatakta fazla kalmak. BANYO YAPARKEN Ilık duş ve çıkışta soğuk su dökünmek, vücuda oksijen yükler. Sıcak su, banyoda çok kalmak. Vücudu ve saçları kurutmamak. KAHVALTI YAPARKEN Bir bardak ılık su. Kepekli tost ekmeği, yoğurt, meyve, kahve. Çok yağlı yiyecek, sucuk, pastırma, sosis, kremalı kahve içmek. İŞE GİDERKEN Yürüyecek mesâfeyi uzatmak. Kol ve bedeni hareket ettirmek. Kapının önüne kadar arabayla gitmek. Asansörle inip çıkmak. İŞ YERİNDE Aydınlık, güneşli ve geniş mekân. Masada çiçek bulundurmak. Masada kambur oturmak, etrafa bakmamak, vücudu germemek. ÖĞLE YEMEĞİ Az ekmek, beyaz et, patates.Bol salata gerginlik ve stresi azaltır. Bol ekmek, çok yemek, kolalı içecekler. Ayakta aparatif şeyler atıştırmak. ÖĞLEDEN SONRA Biraz uyumak veyâ dinlenmek. Derin derin nefes alıp vermek. Tuzlu krakerler, bisküviler, tatlı veyâ benzeri şeyler yemek. MASA BAŞINDA Geri yaslanıp derin nefes almak. Bacak kaslarını gerip bırakmak. Saatlerce kambur kambur oturmak. Sürekli aynı yere bakmak. AKŞAM YEMEĞİ Az ekmek, sebzeli yemek, beyaz et, salata ve çeşitli meyveler. Mikrodalgadan çıkan yiyecekler.Yatmadan az önce yemek yemek. YATMA ZAMANI Sessiz ve az karanlık oda. Kafadaki düşünce ve problemleri atmak. Çok yumuşak yatak ve kalın  ... Devamı

12 11 2009

SINAV KAYGISI VE YENME YÖNTEMLERİ

 SINAV KAYGISI VE YENME YÖNTEMLERİ Kaygı Nedir? Fiziksel ve duygusal baskı altındayken kendi düşüncelerimiz sonucunda ürettiğimiz olumsuz duygular kaygıyı oluşturur. Sınav kaygısı sınavla ilgili endişe ve umutsuzluk duygularıyla dile getirilir. Sınav Kaygısının Nedenleri Öğrencilerin çoğu sınavı kişiliklerini ölçen bir test olarak algılar. Üniversite sınavı kesinlikle kişilik testi değil, bir bilgi sınavıdır. Sınavda başarısız olma düşüncesinin bir tehdit gibi algılanması, kaygı düzeyini artırır. Sınavla ilgili olumsuz düşünceler, öğrencinin kendine güvenini azaltır. Başarısızlıklar abartılır, başarılar küçümsenir. Başarı durumu sürekli başkalarıyla karşılaştırılır. Aşırı genellemeler yapılır, başarı görülmez. Duygusal davranılır. Belirli düzeyde başarı zorunluluk olarak görülür. Aile ve arkadaş grubunun beklenti ve baskıları öğrenciyi bunaltır. Öğrenci, meslek seçimi aşamasında kendi hedeflerini beklentilerden ayırt edebilirse, sağlam bir geleceğe adım atmış olur. Öğrencinin kişilik yapısı kendi başına kaygıya yol açan bir etkendir. Rekabetçi, mükemmeliyetçi ve kontrolü elinde tutmak isteyen bir yapı kaygıya eğilimlidir. Kaygı ve Öğrenme Yoğun kaygı yaşayan genç, öğrenmede başarı gösteremez. Çalışmak için gerekli enerjiyi kaygıyla tüketir ve gerçek performansının altında bir başarı gösterir. Buna rağmen belirli düzeyde yaşanan kaygı çalışmayı bozmayacak seviyede tutulabilirse öğrenciyi çalışmaya ve başarıya yöneltebilir. Düşünce ve davranış boyutunda yoğun yaşanan kaygı, öğrencinin dikkatini çalıştığı konuya vermesini engeller; öğrenmeyi güçleştirir. Olumlu kaygı düzeyi her öğrenci için farklıdır. Önemli olan düzeyi yakalayıp sürdürebilmektir. Sınav ve Aile Anne ve babalar farkında olmadan sınav kaygısına yol açabilecek olumsuz tutumlar sergileyebilmektedirler. Bu nedenle öğrenci ile ilgili beklentiler yeniden gözden geçirilmeli ve onun sınırları zorlanmamalıdır. Öğrenciyi başkaları ile karşılaştırmak motivasyonu azaltır. Sınav ... Devamı

12 11 2009

DERS ÇALIŞMANIN DA BİR ZAMANI VAR

 DERS ÇALIŞMANIN DA BİR ZAMANI VAR Her şeyin bir zamanı var. Çok söyleriz bu cümleyi, belli ki çok inanırız. Üzerinde uzlaşabildiğimiz ender doğrulardan birini çevreler bu cümle. Kimi zaman başına bir de "sırası mı şimdi?" ekleyerek aynı hükmü yineleriz. "Her şeyin bir zamanı var" deriz. "Her şeyin bir zamanı var", derken acaba bu "her şey" içine ders çalışmayı da katıyor muyuz? Her şeyin kendine uygun bir zamanı var da ders çalışmanın özel bir zamanı yok mu? Günün 24 saati ders çalışmak için eşit uygunlukta, eşit verimlilikte mi? Ders çalışmak da nefes almak gibi "her zaman" yapılabilecek işlerden mi, yoksa belli zamanlarda yapılması gereken bir eylem mi? Ders çalışmanın elbette "zamanı" vardır. Bu zaman kişiden kişiye değişkenlik gösterebilir. Zaten insanla ilişkili hiçbir konuda kesin ve değişmez kurallardan söz etmek mümkün değildir. İnsan zihninin, belleğinin en verimli zamanı, öğrenme ve akılda tutma açısından en uygun , en verimli vakit, günün ilk saatleridir. Bir dizi araştırmanın sonuçları toplu olarak gözden geçirilmiş ve görülmüştür ki; zihnimizin verim doruğu uyandıktan sonraki ilk iki saate düşüyor. Burada iki atasözümüzü hatırlatmadan geçmeyelim; "Sabahın tutağına yapışan el aç kalmaz" ve "Sabahın şerri akşamın hayrından yeğdir." Günün ilk saatleri yeni şeyler öğrenmek için eşref saatlerdir. Oysa öğrenileni tekrarlamak, pekiştirmek, hafızaya yerleştirmek için tercih edilecek zaman günün son saatleridir. Bazı araştırmacılar 20-22 saatlerini bu açıdan en verimli zaman olarak tanımlar. Yatmadan önce tekrarlanan bilgilerin uyku esnasında sağlamlaştığı, yerli yerine oturduğu, diğer zamanlarda yapılan tekrarlara oranla çok daha müsbet sonuçlar verdiği denenmiş bir olgudur. Çünkü beynimiz biz uyurken de çalışmaya devam etmektedir. Sakın ola yanlış anlamayın? "Günün başında ve sonunda ders çalışıp, ortasında yan gelip yatın" diyor değilim. Süreniz kısa, zaman çabuk ve yolunuz da uzun. Gün ortasında yatma lüksüne sahip değilsiniz. ... Devamı

12 11 2009

OKUL KURALLARI ÖĞRENCİYE YAKIŞIR DAVRANIŞLAR.

.Bina içinde istendik davranışlar sergilemeli. Bağırmamalı. Koşmamalı. Çöp atmamalı. Birbirlerini itmemeli. Merdivenlerden kaymamalı. Tuvaletleri temiz bırakmalı. Suyu ve temizlik malzemelerini ihtiyacı olduğu kadar kullanmalı. 2. Kendisine ve başkalarına saygılı olmalı. Öğrenciler, konuşmadan önce parmak kaldırmalı. Öğretmenin yada konuşan diğer arkadaşlarının sözünü kesmemeli. İzinsiz yerinden kalkmamalı. Konuşurken uygun bir ses tonu kullanmalı. Birbirlerine eşya, araç - gereç atmamalı. Öğretmen derse gelmeden, öğrenciler sessizce oturup bekliyor olmalı. 3. Okul araç ve gereçlerini dikkatli ve temiz kullanmalı. Sıraların üzerine yazı yazılmamalı. Bilgisayar odası, Müzik dersliği, İş eğitimi atölyesi, Resim dersliği, yemekhane vb. dikkatli ve temiz kullanmalı. Yazı tahtasını gereksiz kullanmamalı. Okul ve sınıf içindeki panolarda bulunan projelere zarar vermemeli. 4. Öğrenci sorumluluklarını bilmeli. Evdeki çanta hazırlığını kendisi yapmalı. Tören yerine zamanında gelmeli ve sıra olmalı. Sınıfta zamanında yerini almalı. Gerekli araç ve gereçlerini hazırlamalı ve tam olmalı. Derse zamanında hazırlanmalı. Ödevlerini düzenli yapmalı. İhtiyaçlarını teneffüslerde gidermeli, dersten izin almamalı. Derslikten ayrılırken veya ders değişikliğinde hazırlığını zamanında yapabilmeli. Derslikten ayrılırken düzenli bir şekilde ayrılmalı. Dönüşü istenilen belgeleri zamanında getirmeli. 5. Öğrenci derse hazır ve zamanında gelmeli. Sınıf içi davranışlar: Derse zamanında girip ,çıkmalı. (Teneffüslerde sınıfta kalmamalı) Sınıfa, itişip kakışmadan düzenli girmeli, başkalarını rahatsız etmeden oturmalı. Ders araç - gereçlerini çıkarmalı, derse hazırlanmalı. Sırasını ve çevresini düzenli ve temiz tutmalı. İşlenecek dersin dışındaki araç ve gereçleri masasında bulundurmamalı. Söz almadan konuşmamalı. Söz kesmemeli. Konuşma tarzında dikkatli ve saygılı olmalı. Dersi iyi dinlemeli, katılmalı. Dersi... Devamı

12 11 2009

BAŞARMAK İÇİN NE İSTEDİĞİMİZİ BİLİYOR MUYUZ?

NE İSTİYORUZ? Amaç olmadan hayatımızı düzene koymak, başarılı olmak, günlerimizi dolu dolu yaşamak, yaşama sevinci ve heyecanı duymak, aktif, şartları zorlayıcı, üretken olmak mümkün değildir. Saydığımız tüm bu özellikler hedefi, amacı olan kişilerin yoğun olarak yaşadığı duygulardır. "Belirlenmiş bir amacı olmayan ruh kendini yitirir." sözü de bizi doğrular niteliktedir.Varmak istediğimiz noktayı belirlemeden, yaşamımızda gerçek bir ilerlemeyi nasıl başaracağımızı bilemeyiz. İnsan başarmak için yaratılmıştır, başaramamak için değil. Burada önemli olan elimizdeki imkânları en verimli şekilde kullanmaktır. Aksi halde sahip olduğumuz potansiyeli boşa harcama riski ile karşı karşıya kalabiliriz.Eğer ne istediğimiz ve neyi aramamız gerektiği konusunda açık, güçlü ve uygun bir düşünceye ulaşabilmek istiyorsak, düşünmek için zamana ihtiyacımız vardır. Düşüncenin sonunda oluşan şekilleri yazarak veya konuşarak daha somut hale getirebiliriz. Düşüncenin sözlü veya yazılı olarak ifadesi daha kalıcı, belirgin ve düzenli hale gelme-sine neden olmaktadır.Yaşamın her alanındaki ilerlememizi motive etmek ve yönlendirmek için amaçlara gereksini-mimiz vardır. Bunlar net amaçlar olmalıdır. Çünkü belirsiz amaçlar özel davranışları yeterli olarak motive edemezler.Net amacı olmayan bir öğrenci ders çalışma konusunda yeterince motivasyon sağlayamaz. Başarı daima özel hareketlerden, doğru zamanda doğru olarak yapılmış kararlardan doğar. Başarılı olmak, daima, yaşamımızda iyi olanı korumayı ve artırmayı, kötü olanı ise değiştirmeyi veya defetmeyi gerektirir. Bunu başarabilmek için de yaşantımızı gözden geçirmeli, neleri doğru neleri yanlış yaptığımızı, nerelerde hatalı davrandığımızı tesbit etmeliyiz.Kendimize koyduğumuz he... Devamı

12 11 2009

ZAMANI NASIL KULLANMALIYIZ.

 ZAMANI NASIL KULLANMALI? Belki şu sözden haberiniz vardır. " En uzun, fakat en kısa- en hızlı fakat en yavaş; hepimizin ihmal ettiği ve sonra pişman olduğu şey nedir. Onsuz hiçbir şey yapılamaz, küçük olan her şeyi yutar, büyük olan her şeyi daha büyütür."Bu zamandır.O en uzundur çünkü ölçülebilen sonsuzluktur- en kısadır çünkü hiç birimizin dünya işini bitirecek zamanı yok- o mutlu olanlar için en hızlıdır, acı çekenler için en yavaş. Onsuz hiçbir şey yapılamaz çünkü o içinde yaşadığımız tek sahnedir. Zaman hayatın yapıldığı şeydir! O, gelecek kuşaklar için değersiz olan her şeyi yutarak unutulmaya terkeder, büyük ve fedakarca olan her şeyi yüceltir ve korur.Elimizde iki kategori var? Birinci, daima yarın bir şeylere başlayacak olan zavallı, düş kırıklığı grubu. İkincisi şimdi harekete geçmeye hazır olan harika grup. Bunlar için yarın diye bir şey yoktur.Her sabah kalktığımızda defterimiz 24 saatle doldurulur.Her gün iftihar edilecek şeylerle dol-durulmalıdır. Şu anda başlamaya hazır değilsek, iyi niyetimiz ne olursa olsun, bir zaman yarın, bir zaman gelecek hafta, bir zaman bugünden 10 yıl sonra aynı şeye saplanıp kalacağız.Yapacağımız çalışmayı ya şimdi başlayıp yapacağız ki bu kazanmanın ta kendisidir. Ya da... Buna da ömür yetmez.Bazıları için zaman, fırsatın en yüksek düzeyde olduğu bir andır. Bazıları için sadece saniyeler, dakikalar, saatler ve yılların ölçüsüdür. Bazıları için de zaman saate hapsedilmiş veya takvime zincirlenmiş değildir. Onların başarılarını yöneten şey kararlılık ve heyecan duygusudur, saatler veya haftalar değil. Yaptıkları şeye kuvvetle inanırlar, zamanı tanımayan kuvvetli manevi bir güç onları başarı hedeflerine doğru &cced... Devamı

12 11 2009

OLUMLU DÜŞÜNCE

OLUMLU DÜŞÜNCE Bu gün düşünce biçimimizin hayatımızı nasıl etkilediğini anlatmak istiyoruz. Günlük hayatımıza şöyle bir bakın. Dikkat ederseniz göreceksiniz ki; bir olay veya durum hakkında nasıl düşünürseniz, öyle olmasına zemin hazırlarsınız. Adeta bir güç sizi düşündüğünüzün gerçekleşmesi yönünde sürükler.Bu konuda söylenmiş birçok deyim ve atasözü de vardır. Atalarımız "Sakınan göze çöp batar", "Büyük lokma yut ama büyük söz söyleme" ve "Korktuğun başına gelir" demişler. Hepimiz bu atasözlerini doğrulayan bir çok hikaye dinlemiş, bir çok olay yaşamışızdır. Kendinizi kaç defa istemediğiniz bir durumun tıpatıp içinde bulduğunuzu düşünün.Buradaki psikolojik mekanizma beynimizin çalışma biçimiyle ilgilidir. Ne yönde düşünürsek, başka bir ifade ile beynimiz ne yönde çalışırsa, kaslarımız da aynı yönde hareket eder. Beynimiz ve kaslarımız bir bilgisayar gibi uyumlu çalışırlar. Beynimizi başarısızlığa programlarsak, kaslarımıza bizi başarıya götürücü emirler gelmez.İstemediğimiz bir şeyi düşündüğü-müzde onun gerçekleşmesi için tetiği çekmiş oluruz. Şimdi size "Önümüzdeki 3 dakika her şeyi düşünebilirsiniz ama, kulakları dik, uzun kuyruklu, bol ve yumuşak tüylü pembe bir tavşan düşünmeyin" desem, gözünüzün önüne hayatınızda hiç görmediğiniz pembe tavşandan başka bir şey gelmez. Çünkü ben mesajımı verirken beyninizdeki ilgili hücreleri uyarmış olurum.Kendi kendinize "Bunu unutmamam lazım" diye düşündüğünüz durumları hatırlayın, mutlaka unutmak istemediğinizi unutmu... Devamı

12 11 2009

BAŞARIDAKİ TUTUMUNUZ VE ÖZELLİKLERİNİZ

TUTUMBU TUTUMA SAHİPSENİZ ÖZELLİKLERİNİZ A.Başarıya Odaklanma *Başarılı olma amacı öğrenmenizi yönlendirir.*Kendinize güveniniz tamdır.*Başarılı olmama korkusu yaşamazsınız.*Çalışma stratejilerini etkin biçimde kullanırsınız.*Planlı çalışmaya özen gösterirsiniz.*Yeteneğinizin daima gelişmeye açık olduğunu bilirsiniz.*Başarılı olma ihtiyacı, motivasyonunuzu olumlu yönde etkiler.B.Başarıdan Kaçınma*Amacınız öğrenmeden çok ders geçmedir.*Anlayarak öğrenme yerine ezberleyerek öğrenirsiniz.* Başarılı olmak için yeterli çabayı göstermezsiniz.*Başarısızlığı kendi yeteneksizliğinizde ya da dersin zorluğunda ararsınız.*Yeteneği öğrenmede vazgeçilmez bir özellik olarak görürsünüz.*Etkili çalışma tekniklerini kullanmazsınız.*Motivasyonu kısa vadeli amaçlar için kullanırsınız.C.Başarısızlığı Kabul Etme *Başarısızlığı kaçınılmaz görürsünüz.*Başarılı olmak için hiç çaba göstermezsiniz.*Ders dışı etkinliklere fazla zaman ayırırsınız.*Yeteneğin sabit ve değişmez olduğunu düşünürsünüz.*Başarısızlığı yeteneğinizdeki sınıra bağlarsınız.*Sürekli desteğe ihtiyacınız vardır.*Ders çalışma ve öğrenme motivasyonunuz minimum düzeydedir.İnsanın bilgi miktarı arttıkça daha çok öğrenme ihtiyacı hisseder. Ancak temel düzeydeki ihtiyaçlarınızın (yemek, su, hava, tehlikeden uzak olma ve barınma gibi) karşılanmaması durumunda, derse ve çalışmaya yönelik olumsuz etkilenmeler ortaya çıkacaktır. Bazen yeterli motivasyonunuz olduğu halde derslere konsantre olamadığınızı söylersiniz. Bu durumda konsantre güçlüğüne yol açan nedenler belirlenmeli ve bunların çözümüne yönelik önlemler alınmalıdır.Dışsal etkenler &cce... Devamı

12 11 2009

ETKİN DERS ÇALIŞMA YÖNTEMLERİ

TÜRKÇEYİ NASIL ÇALIŞALIM Belli bir yolda ilerlemeyi sağlamak değil, gidilmek istenen yollardaki kapıları aralamak, yani hangi alanda olursa olsun zihinde beliren derin düşünceleri, kurulan hayalleri, üretilen projeleri dile ve yazıya dökebilmeyi sağlamak, insanlar arasında sağlıklı ve düzeyli iletişim kurmayı geliştirmek Türkçe dersinin orta öğretim kurumlarında verilmesinin temel nedenleridir.Her branşın algılamayı gerçekleştirmede kendine özgü somut ya da soyut birtakım materyalleri vardır. Türkçenin öğrenmeyi sağlayan en önemli vasıtası sözcükle düşünebilmek, bir başka deyişle sözcüğü doğru anlamlandırabilmektir.Örneğin "Zalimin kanlı baltası indi belimize belimize." Cümlesindeki balta sözcüğünü cinayette kullanılan alet mantığıyla ele almak gibi bir hataya düşmemek gerekir.Cümledeki anlam mantığına ulaşılan sözcükler bize aynı zamanda kendilerinin yapısal ve görevsel özelliklerini hissettirdiği gibi cümle kuruluşuna katkıları hakkında birtakım ip uçları verecektir, yani "masa" sözcüğüne anlamından dolayı isim, "şefkatli öğretmen" adesineki "şefkatli" sözcüğüne yine anlamı gereği sıfat denecektir.O halde sözcüğü cümledeki anlamına uygun yorumlayıp cümlenin doğru masajına ulaşmayı başarmak Türkçeyi öğrenmenin temel koşuludur. Hiçbir kuş kanatsız uçamaz. Sizin için yegane kanat hızlı ve doğru yorumlamaktır."Okuma ve okuduğunu anlama düzeyi iyi olmayan öğrenciler için çeşitli zorluklar elbette olacaktır; ama bu durum kalıcı değildir. İstenirse bol bol kitap okunarak ve okunan kitaplardan özetler çıkarılarak okuma ve anlama seviyesi iyileştirilebilir.Bir başka zorluk da Türkçenin terim sorunudur. Bu sorunu gidermeni... Devamı

12 11 2009

VERİMLİ ÇALIŞMANIZI NE LER ETKİLİYOR OLABİLİR.

VERİMLİ ÇALIŞMANIZI ENGELLEYENLERİ BİLİYOR MUSUNUZ? Sınav bilgi ve tekniğini bilmemek.Büyük adımlarla hedefe ulaşılacağına inanmak.Çalışma anında uygun dinlenme aralıkları vermemek.Gözlerinizi yapamadıklarınıza çevirmek.Çevrenizin sizden beklentilerinin yüksek olması.Zamanı denetleyememek.Kendinizi başkalarıyla kıyaslamak.Hatalardan ders almamak.Üniversite sınavını hayatın tek amacı olarak görmek.Düzenli tekrar yapmamak.Dersler hakkında yetersiz bilgi.Çözülemeyen ailevi ve kişisel problemler.Programsız çalışma.Düzensiz çalışma mekanı.Televizyon.Verimsizliği görmemezlikten gelmek.Arkadaşlara hayır diyememek.Ders çalışmayı sürdürememek.Fazla dışa açık olmamak.Kararsızlık.Amaçların ve önceliklerin olmayışı.Çalışmayı tamamlamadan bırakmak.Günlük ayrıntılara gömülmek.Motivasyon noksanlığı.Aşırı kaygı (güvensizlik).Uzayan telefon konuşmaları.Çalışma anında hayallere dalmak.Yatarak çalışmak.Müzik eşliğinde çalışmak.Zorlanılan derslerin dışlanması. ... Devamı

12 11 2009

ETKİN DİNLEME VE OKUMA YOLLARI

ETKİN DİNLEME VE OKUMA YOLLARI Yukarıdaki başlığı bir soru cümlesi olarak ele alırsak şayet, tek cevap, herhalde motive edecek bir sebep gereklidir olacaktır. Ortaya açık ve net olarak koyacağımız bir hedef, amaç "Bu üniversite hazırlık sürecinde bölüm adı, üniversite ismi" olacaktır. Bizim konsantrasyonumuzu bozabilecek bütün etkenlerden uzaklaştıracaktır.Konsantrasyon yoluyla konudan, ortamdan uzaklaşma birkaç şekilde olur.1. Anlatımlarla ilgili aklımızdan görüntüler geçer ve o görüntülerde başka olayları hatırlatabilir.2. Genellikle okuduklarımızla ilgili iç konuşmalar yaparken konudan kopar ve başka konulara geçeriz.3. Okuduklarımız bize hissettirdikleriyle benzer hisleri çağrıştırır ve anılarımız canlanır.Çoğumuzun genel şikayetidir, çok iyi başlıyorum, birkaç dakika öyle gidiyor ama sonra ne oluyorsa ortamdan uzaklaşıyorum sanki kafamın içinde hayaller, konuşmalar başlıyor gözlerim satırların üzerinden dalgın dalgın geçip gidiyor. Bir de bakıyorum ders bitmiş veya konunun sonuna gelmişim. Okuduklarımdan bir şey anlamadığımı düşünüyorum ve üzülüyorum.Bu durum tabiki bir anda ortaya çıkmış olamaz. Yaşadıklarımız önceki yaşantılarımızın sonucudur. Öylesine, alelacele bölükpörçük, yarı dikkatle okuduklarımız beynimizin "yarı dikkatle kitap okumaya" eğitilmesine sebep olmuştur. Müzikle ders çalışma, otobüste gazete dergi okuma, tatilde ders çalışma gibi davranış haline gelen bu tarz okumalar hayatımızda ciddi bir şekilde bizi etkileyerek ileride yapacağımız çalışmalarda da istemeden de olsa aynı tarz okumaların devam etmesine neden olacaktır.Okul yıllarımızda çoğumuzun başına gelmiştir. Öğretmenlerimiz zaman zaman sınıfımızdan birini veya bizi uyararak derse dönmemizi isterler. G... Devamı

12 11 2009

BAŞARI STRATEJİLERİ İÇİN ALIŞTIRMALAR

  BAŞARI STRATEJİLERİ İÇİN ALIŞTIRMALAR  Karşılaştığınız son başarısızlığı belirleyin ve kendinize şu soruları sorarak,ondan dersler çıkarmayı hedefleyin: a - Başarısızlığa uğramamın asıl nedeni neydi? b - Gelecek sefer benzer bir durumla karşılaştığımda başarı şansımı artıracak neler yapabilirim? c - Başarısızlığımda,kişisel bir zayıflığımın etkisi var mı?Eğer yanıt ‘evet' ise,bu zayıflığı ortadan kaldırmak için planım nedir? d - henüz yapmadımsa, ‘oyuna tekrar girmek' için ne yapmalıyım? E - Başarısızlık,genelde beklenmedik fırsatları beraberinde getirir. Geçmişinizdeki başarısızlıkları gözden geçirerek,bunlar sayesinde yakaladığınız fırsatları düşünün. Hemen herkes,bu deneyimi tatmıştır. Bu gözlemlere dayanarak,yakın geçmişteki başarısızlıklar sonucu ortaya çıkabilecek fırsatlar hakkında düşünün. Bu mevcut fırsatları yakalamak için neler yapabilirsiniz? Tanıdığınız insanlar arasından,başarılı üç tanesini seçin. Her birinden randevu alıp onlarla görüşün ve hayatları boyunca yakaladıkları fırsatların bazılarını nasıl fark ettiklerini anlamaya çalışın. Hatta onlara şu anda sizin yararlanabileceğiniz bir fırsatı ufukta görüp görmediklerini dahi sorabilirsiniz. Azimleriyle başarısızlıkları yenerek sizi hayran bırakan insanların biyografilerini okuyun. Başarılı olmak için geliştirdikleri kişisel özellikleri ve alışkanlıkları yazın. Daha sonra,sizin de bu özellikleri yaşamınıza nasıl katabileceğinizi düşünün. Bir insan hayatta daima olumsuz yönler arar ve bulursa,önüne geçilmesi zor bir alışkanlık oluşur. Olumlu bir fırsat belirlediğinde olumsuz insan bunu göremez ve yakalayamaz. Her koşulu bir engeller silsilesi olarak algılar. Bir engelle bir fırsat arasında ne fark vardır?Temel fark, kişinin ona karşı olan tutumudur. Pek çok kişi tarafından Amerikan tarihinin gelmiş geçmiş en büyük başkanı olduğu düşünülen Abraham Lincoln şöyle der: "Başarı, şevkinizi kaybetmeden bir başarısızlıktan diğerine gitmektir." ETKİN DİNLEME YÖNTEMİ Derste ... Devamı

11 11 2009

VELİLERE ÖNERİLER

*Küçük yaşlarda,çocuğunuza özel zaman ayırarak,onun ilgi düzeyine ve yaşına uygun öykü,masal kitaplarını okuyabilirsiniz.Böylece onun dünyası zenginleşir, ana-babayı çocukla birbirine yakınlaştırır, iletişimi kolaylaştırır.      *Evinizde bir kitap köşesi oluşturabilirsiniz.     *Kendiniz kitap okuyamıyorsanız çocuğunuzun kitap kurdu olmasını bekleyemezsiniz. Ona model olun • *İlk adımı çocuğunuzun ilgi alanlarına yönelik kitapları edinmekle atın.Kendi  zamanınızdan  kalma  kitapları  zorla  okutmak  için  uğraşmayın. • *Kitap okuma alışkanlığının kazanılmasında kütüphane kullanımının etkisi büyüktür. Kütüphanenin aktif kullanımı için onu yönlendirin ve destekleyin. • *Armağan ve ödül listesinde mutlaka kitap bulunsun. • *Çocuğunuzun okuduklarını sizinle ve kendinden  küçük  bir  çocukla  paylaşması için onu yüreklendirin.Öğrendikleri  daha  kalıcı  olur. • *Sürekli okuma yapması yönünde uyarmak yerine kitap okuduğunda onu destekleyen  cümleler  kullanın. • *Yaşına uygun bir dergiye abone olması ya da düzenli bir şekilde takip etmesi için yol gösterici olun. • *Unutmayın ki MOTİVASYON(destek) büyük bir itici güçtür!     Anne-babalar  çocuklarınız  sizin  için  ne  diyor!     Bizi  ne  kadar  çok  sevdiğinizi  biliyoruz. Ama  biz  de  sizi  çok  seviyoruz. Lütfen  sevdiğinizi  sözle  ve  davranışlarınızla  gösterin.     Bizi... Devamı

11 11 2009

ANNE BABALARA ÇOCUK YETİŞTİRMEDE ÖNERİLER

Anneler ve Babalar;Çocuklarınız sürekli bir büyüme ve değişme içindedir. Sizin çocuğunuz olsa da sizden ayrı bir kişilik geliştirmektedir. Onu tanımaya ve anlamaya çalışın.Çocuğunuz, yaşamı deneme ve taklit yoluyla öğrenir. Ona ayak uydurmakta zorluk çekebilirsiniz. Onları oyunda, arkadaşlıkta ve uğraşlarında özgür bırakın. Onu her yerde ve her zaman koruyup kollamayın. Onu, küçük diye şımartmayın. O zaman çocuğunuz hep çocuk kalmak ister. Çocuksu davranışlar sergiler.Her istediğini istediği zaman elde edemeyeceğini onlara öğretin. Onlara, yerli yersiz söz vermeyin. Sözünüzü tutamazsanız sizlere olan güveni azalır. Çocuğunuza kesin ve kararlı davranmaktan çekinmeyin. Yoldan saptığını görünce onu sınırlayın. Koyduğunuz kurallar ve yasakları ona, "aile kuralı" olarak benimsetin. Çünkü hiç kısıtlanmayınca ne yapacağını şaşırırlar. Ona karşı tutarsız davranışlar sergilemeyin. Çünkü onlar, tutarsız davranışlarınız karşılığında hem bocalar hem de onlardan yararlanırlar.Çocuğunuza sürekli nasihat vermeyin. Onlar nasihatinizden daha çok davranışlarınızdan etkilenirler. Yanlış yapmaktan korkmayın. Çünkü çocuklar, bunları çabuk unutur. Birbirinize karşı saygı ve sevgiyi koruyun. Aranızda saygı ve sevginin azaldığını görmek onları yaralar ve sürekli tedirgin eder.Çok konuşup çok bağırmayın. Çünkü onlar yüksek sesle konuşulanları pek duymazlar. Yumuşak ve kesin sözler, onlarda daha iyi iz bırakır. "Ben senin yaşında iken...." vb. sözlerle asla kulak asmazlar. Kendinizle özdeşleştirmeyin. Onları olduğu gibi kabul edin. Yanılma payı bırakın. Küçük yanılgılarını büyük suçmuş gibi başına kakmayın. Korkutup, sindirerek, suçlulu... Devamı

11 11 2009

ANNE - BABA OKULU

ANNE - BABA OKULU ÇOCUĞUMUN ÖĞRENMESİNİ NASIL ARTIRIRIM DİYE DÜŞÜNMEYİN?!...İŞTE SİZE ÖĞRENMEYİ KOLAŞTIRAN24 KURAL1 . Planlarınızı Paylaşın:Düzenli olarak yaptığınız aile toplantılarında, çocuğunuza model rolünde bir ebeveyn olarak kendi planlarınızdan bahsedin. Planlı olunduğu aktiviteler planlaması için yardımcı olun ve ders çalışma programının aralarına aile toplantıları koyun.2 . Kitap Okuma Saatlerinin Kaydını Tutun: Yatay eksende haftanın günlerinin yazılı olduğu bur grafik tutarak çocuğumuzu okuma konusunda motive edebilirsiniz. Çocuğunuzun en sevdiği kitaptan her akşam kaç sayfa okuyacağı konusunda hedef belirlenmesini sağlayın ve grafiği nasıl işaretlemesinin gerektiğini öğretin. Bu şekilde her gün okuduğu sayfa sayısının arttığın göreceksiniz ve daha da önemlisi çocuğunuza bu ilerlemesinden dolayı övdüğünüz zaman yüzündeki ışıltıyı sizde fark edeceksiniz.3 . Problemlerine Yardımcı Olun (Sorunlarıyla İlgilenin):Çocuğunuzun okulda sürekli tekrar eden bir problemi olduğunda, çocuğunuzun öğretmeniyle konuşun ve problemi çözmek için planlar yapın. Buna rağmen sorun hâlâ devam ediyorsa, çözülmemişse ilerlemesine engel olan belirli bir öğrenme problemi olup olmadığını anlamak için bir test uygulayın.4 . Dinlenme Metodlarını Öğretin: Eğer çocuğunuz sınav olurken panikliyorsa, ona küçük bir dinlenme, rahatlama tekniği öğretin. Önce, karnından yavaş ve rahat nefes almasını söyleyin. Daha sonra, nefesini verirken fısıltıyla D-İ-N-L-E-N demesini söyleyin. Çocuğunuza gerginliği ve vesveseleri arttığında bu yeni metodu uygulaması için cesaretlendirin. Bunu aynı zamanda siz de uygulayabilirsiniz.5 . Sınavlarda Kendime Güvenmesi Gerektiğinin Tahşidatını Yapın:Bazı çocuklar herh... Devamı

11 11 2009

SEVGİLİ ANNE VE BABALAR

*Çocukları kendinize karşı saygılı yapmak için;Ona karşı daima güler yüzlü olun küçük kabahatlerini cezalandırmayın, niyetinin ne olduğuna bakın. Onun hislerine değer verin ve bunu gösterin.*Çocukların kendinize güvenini kazanmak için;Onları babaları ile korkutmayın, babasından ve annesinden her olumlu hareketinde destek göreceğini anlatın onların sevinçlerini paylaşın acılarına ortak olun, size bir şey sorduklarında ilgiyle cevap verin.Çocukların size güvenmesini sağlamak için onlara boş vaatlerde bulunmayın vaadinizi yerine getirir eşler olarak birbirinize saygı gösteriniz çocuklarınızın önünde birbirinize karşı davranmayınız.*Çocukların size saygı göstermesi ve iltifat etmesi için;Çocukların kusurlarını, suçlarını alay ve hakaretle karşılamayın, her şeylerini tenkit etmeyin zira tenkit edilen çocuk çekingen olur. (Olumlu tenkitler hariç)*Çocuklarınızın sözünüzü dinlemeleri için;Emir verirken yerine getirip getirmediklerine bakın onlardan yerine getirebilecekleri şeyler isteyin, kuru tehdit savurmayın.Çocukları kardeşlerini sevmeleri için birini cezalandırırken, öbürünün mükafatlandırmayın bu düşmanlığa yol acar. Birini severken ve takdir ederken aynı şeyleri diğerlerine de yapın. Birbirlerine hakaret ettikleri zaman hemen araya girin ceza verirken suçun kimde olduğuna bakın.*Çocuklara insanları sevdirmek için;Onlara daima iyi insanlardan bahsedin dünyadaki yardımlaşmadan ve iyiliklerden bahsedin.*Çocukları yumuşak ve merhametli yapmak için;Herkese ve çocuğa yumuşak davranın, zayıfları koruyun, bıçak ve tabanca taşımayın.*Çocukları kıskanç yapmamak için; Çocuğun yanında durumu iyi olanları çekiştirmeyin. Varlıklı, işi yerinde,... Devamı

11 11 2009

DÜŞÜNMEK VE SÖYLEMEK

DÜŞÜNMEK  VE  SÖYLEMEK  KOLAY,FAKAT  YAŞAMAK, HELE  BAŞARI  İLE  SONUÇLANDIRMAK  ÇOK ZORDUR.                                 (Ziya  Gökalp) GÜÇLÜKLER  BAŞARININ  DEĞERİNİ  ARTTIRAN  SÜSLERDİR.                      MolıereİYİ  BİR  KAFAYA  SAHİP  OLMAK  YETMEZ. MESELE  ONU  İYİ  KULLANMAKTIR.                    Mark Twain  ÇALIŞANLAR, KÖTÜLÜK  DÜŞÜNMEYE  VAKİT  BULAMAZLAR. ÇALIŞMAYANLAR  İSE  KENDİLERİNİ  KÖTÜLÜKTEN  KURTARAMAZLAR.                          Hz. ALİBEN  HAYATIMIN  HİÇBİR  ANINDA  KARAMSARLIK  NEDİR? TANIMADIM.         M.Kemal  ATATÜRK  GERÇEK  BAŞARI;  BAŞARISIZLIK  KORKUSUNU  YENEBİLMEKTİR.                        Sweeney ERİŞMEK  İSTEDİKLERİ  BİR  HEDEFİ  OLAYANLAR,  ÇALIŞMAKTAN  ZEVK  ALMAZLAR.                      Emile  Raux ... Devamı

11 11 2009

İSTİKLAL MARŞIMIZIN ÖNEMİ

        Türk  milletinin  birliği, bağımsızlığı  ve  vatanına   olan  sevgisi   İstiklal  Marşında  dile  getirilmektedir.          1918  yılında  birinci  dünya  savaşından   galip  çıkan  devletler, daima  hür  ve  bağımsız  yaşamış   Türk  milletinin  boynuna  esaret  zincirini  geçirmek  ve  tarih  sayfalarından  silmek  için  uğraşıyorlardı.İstiklal  marşının  yazıldığı  sıralarda  Anadolu nun   birçok  yeri  işgal  altındaydı.Tarih  boyunca  devletsiz  yaşamamış  milletimizin  bağımsızlığı  ve   geleceği   tehlikedeydi.         Mondros  Ateşkes  anlaşmasının  imzalanması  ve  bu  anlaşmanın  uygulanması  sonucu  vatanımız   paylaşılmış  ve  yeni  yeni  devletler  kurulmaya   başlanmıştı. Ancak  Türk  Milleti  bağımlı  yaşamaktansa  ölmeyi  tercih  ederdi. Bağımsızlık  mücadelemiz  Mustafa  Kemal in  önderliğinde  böyle  bir  zamanda  başlatılmıştır. Ve  Mehmet  Akif in   İstiklal  Marşı  ile  yükselen   sesi  böyle  bir  zamanda  yankılanmıştır.         Yarışmanın  yapılacağı  zaman  M.Akif   Burdur  milletvekiliydi.724  eser  arasından  birinci  seçildi.Verilen  500lira  ödülü  fakir  kadın  ve  çocuklara  iş... Devamı

11 11 2009

ERGENLİK DÖNEMİ

ERGENLİK  DÖNEMİ     Her  canlının  hayatında  fiziksel  ve  psikolojik  yönden  hızlı bir  değişim  göster- diği  dönem vardır.Bu  dönem  kızlarda  11-12, erkeklerde  ise  13-14  yaşlarında başlayarak  20-21 yaşına  kadar  sürer.Bu  döneme  ergenlik  çağı  denir.Ergenlik  çağı  kişinin  önceki  hayatından  ve  gelişiminden  kopuk  bir  yeniden  doğuş  değildir. Fakat   gelişme  o  kadar  hızlı  ve  göze  batacak  biçimdedir  ki , bu  durum  çevreyi  olduğu  kadar  ergeni  de  şaşırtır  ve  bunalıma  iter.     Özellikle  bedensel  gelişimde  belirgin  olarak  göze  çarpan  değişiklikler  vardır. Ergenliğin  başlangıcında  önce  el  ve  ayaklar  büyür.Daha  sonra  kollar  uzar.Aşırı  boy  uzaması  sonucu  ergende  kambur  duruş  görülebilir.Bu dengesiz büyümeden  dolayı sakarlıklar  fazlaca  görülür.Bütün  bu  gelişmeler  normal  mi?diye  endişelen- meye   başlar.Ne  kadar  değişmişsin? Ne  kadar  büyümüşsün  gibi  sözler  ergenin  bedeniyle  daha  fazla  ilgilenmesine  ve  bazı  durumlarda  bedenini  saklamasına  sebep  olur.      Ergenin  tam  olarak  kendini  bağımsız  görmek  istediği  bir  dönemdir.Ergen  bir  taraftan  çocuksu&nbs... Devamı

11 11 2009

BÜYÜMEKLE BAŞLAYAN SORUNLAR

Gençler beğenilmeme korkusu yaşıyorSevgi, onay, kabul gibi insanın psikolojik gereksinmeleri beraberinde birtakım kaygıları da getirir. Bunlardan birisi de beğenilmeme endişesidir.Yetişkinliğe adım atmış bir ergenin de yaşayacağı en büyük korkulardan biridir; beğenilmeme endişesi. Organlardaki büyüme ve değişme sonucu vücutta olan değişimlere ergenin alışması zaman alır. Bu süre zarfında ergenin vücudundan utanması ve onu saklamak istemesi sık görülen bir duygu durumudur. Utangaçlıklar ve sıkılmalar bazen beklenmeyen davranışlar şeklinde kendini gösterir. Oğlunuz odasından çıkmak istemez veya evde yalnız kalmak ister, kızınız çok konuşmak istemez vs. Kendinden ve yeteneklerinden emin olmayan genç başkalarınca beğenilmeme kaygısıyla aslında yapabileceği birçok işten ve insanlardan uzak durabilir. Bu durum gencin girişimciliğini ve birçok alandaki başarısını olumsuz yönde etkiler.Bir ergen nasıl göründüğü konusunda anne-baba ve arkadaşlarının onayını almak ister. Ergenler hem kendi hem de arkadaşlarının görüşlerini savunurlar ve size insanları görünüşe göre yargılamanın yanlış olduğunu ifade ederler. Bu, ergenlerin dış görünüşleri konusunda aşırı hassas olduklarının bir işaretidir. Ergenin kendisine yönelik nefretinin ve kendini beğenmemesinin kaynağında sevgi alma ihtiyacı vardır veya yeterli derecede sevgi ve onay aldığına inanmayan, güven eksikliği yaşayan ergen vardır. Bu nedenle ailelere ve öğretmenlere büyük görev düşmektedir.Aileler, ergenlik çağındaki çocuklarına nasıl yardımcı olabilir?Çocuğunuza güzel yanlarını hatırlatın ve ona iyi bir ayna olun. Bilinçaltı gerçek ile gerçek olmayanı ayırt edemez. Bu nedenle insanın kendi iç konuşması çok önemlidir. Mesela "ben uzun boyluyum, ama burnum kocam... Devamı

11 11 2009

ARTIK BÜYÜMEYE BAŞLADIK

GENÇLERLE   BAŞBAŞA        Çocukluk  çağıyla  gençlik  çağı  arasında  bir  köprü   görevi   gören  6,7 ve 8. sınıflar  kişiliğinizin  oluşmasında  çok   önemli  yıllar.Biliyorsunuz  ki  küçükken  edinilen  huylar  zor  bırakılır. "Ağaç  yaş  iken  eğilir  diye  boşuna  söylenmemiş." Karakterinizin   sağlam, davranışlarınızın   tutarlı  ve   düşüncelerinizin  olumlu  olması  için  size  bazı  altın  öğütler   veriyoruz.Lütfen  bunlar  okunurken  bir  okuma  parçası  okunuyormuş  gibi  değil  de  ben  bunların  ne  kadarını  uyguluyorum?  Daha  neler  yapmalıyım  diye  kendinizi  eleştirerek  dinleyin. İleriki  hayatınıza  ışık  tutarak  bütün  ömrünüzü   aydınlatacağına   inanıyoruz.     1-Çalışmak  için  uygun  gün  ve  saat   bekleme.Bil  ki  her  gün   ve  her  saat  çalışmanın  en  uygun  zamanıdır.     2-Bir  günde  ve  bir  zamanda  yapman  gereken  işi  ertesi  güne   bırakma.Zira  her   günün,  derdi  gibi  işi  de   kendine  yeter.     3-Bir  işe  başlamadan, bir  dersi  öğrenmeye , bir  kitabı  okumaya  oturmadan  önce   düşün  ve  çalışman  lazım  gelen  şeyleri  yanına  al. Ta  ki  ikide  bir  kalem  kağıt  aramaya  kalkıp  ta  dikkatin   dağılmasın.   &nb... Devamı